













Tunus’ta başlayıp Mısır’da devam eden sarsıntılar, tüm şiddetiyle bölgeyi etkisi altına aldı ve yayılmaya devam ediyor. Tunus, Mısır, Yemen, Libya, Bahreyn ve Suriye Aysberg’in sadece görünen yüzü. Görünmeyen yüzü görünenden dokuz kat daha büyük. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Anlaşılan o ki, bu hareket büyüdükçe büyüyecek ve bir tsunami gibi önüne geçilmez bir hal alacak. Ve bu hareketin karşısında hiçbir lider duramayacak. Çünkü durmak isteyenlerin karşısında hem AB hem ABD aportta bekleyen bir doberman gibi pusuya yatmış durumda! Büyük bir iştahla ellerini ovuşturmaya devam ediyorlar. İç karışıklıklar ne kadar fazla olur, çatışmaların şiddeti ne kadar artarsa, onların müdahalesi de o kadar kolay olacağı için, kan dökülmesi işlerini daha da kolaylaştırıyor! Tabii bu noktada akla gelen:
“İki ucu netameli değnek!” deyimi.
Yani, müdahale etsen emperyal işgalci, etmesen Kaddafi’nin katliamlarına seyirci oluyorsun.
Gerçekten zor bir durum. İlke olarak bizler, müdahaleyi uygun bulmadığımızı en baştan beri söylüyoruz. Bunu daha önce de değişik yazılarımda dile getirdim. Bir ülkenin iç işleri olarak kabul edilmesi gereken bu hareketlenmeler, normal şartlarda dış müdahale olmaksızın kendilerince halledilebilmeli.
Ama nerede!
NATO’nun görevi devralması varolan durumda nasıl bir değişiklik ortaya çıkaracak henüz bilmiyoruz. Londra’da yapılacak olan toplantı bu anlamda çok önemli. Bekleyip göreceğiz!
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde kan oluk oluk akıyor. Akmaya da devam edecek.
Libya’daki sorun henüz çözülmeden Suriye kaynamaya başladı. Irak’da olduğu gibi şimdi Hafız Esad’ın heykelleri yıkılıyor.
Libya’da, alınan son bilgilere göre, rüzgar tersine döndü ve muhalif güçler tekrar batıya doğru ilerlemeye başladılar ve kaybettikleri kentleri tek tek geri alıyorlar. Bu son durumu çözümlemek için alim olmaya gerek yok. Koalisyon güçlerinin havadan ve denizden yağdırdıkları bombalar ve füzeler işe yaramış görünüyor.
Özellikle her Arap ülkesinde olmayan Libya’nın tatlı petrolü çok cazip. ABD’nin ve AB’nin iştahını oldukça kabartıyor.
Bütün bunların yanısıra medyada tartışılan en önemli konulardan birisi de, herkesin gözü önünde oynanan komedya ve çifte standart.
Libya’da yapılan hukuksuzluk ve despotizm karşısında aslan kesilen batı, aynı günlerde Bahreyn’de Suudi Arabistan eliyle ortaya çıkarılan hukuksuzluğu görmezden gelebiliyor. Bahreyn’de ayaklanan Şiileri, İran korkusuyla bastırmaya çalışan hükümet güçlerine Suudi Arabistan tankları ülkeye girerek yardım ettiğinde bunu hiçbir batılı ülke ABD de dahil görmüyor ve gıkını bile çıkarmıyor. İşin ilginç tarafı da tüm dünya bunlara alıştı ve hiçbir zaman gereken tepki verilmiyor.
Belki aklınıza Çin ve Rusya gelecek ama gelmesin!
Çin ve Rusya her ikisi de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Libya’ya müdahale izni veren 1973 sayılı kararına karşı çıkmadı ve kararı veto etmedi, ama sonra karar uygulamaya koyulduğunda karşıymış gibi komik bir tavır takındı. Şimdi bu durumda düşünmek lazım. Özellikle Çin niye bu kararı veto etmedi ve ABD’ye sessiz kalarak, kuzu kuzu boyun eğdi.
Acaba Çin’in daha yakın zamanda, Doğu Türkistan’da yaptığı korkunç katliamlara ABD’nin (ve neredeyse tüm dünyanın) sessiz kalmasının bir karşılığı olabilir mi? Şimdi Çin’in bu işgal karşısındaki onayı bir bedel diye düşünülebilir mi?
Bence mümkündür.
Oynanan oyunlar, bizim hayal dünyamızın çok ötesinde. Yapılan pazarlıklar, gizli antlaşmalar, nezaket sınırlarının çok dışındaki kelimeler ile anlatılabilecek kadar çirkin boyutta!
Gösterdiğimiz tepkiler, sadece gördüklerimiz ya da görebildiklerimizle sınırlı. Halbuki başta da söyledim bizler sadece Aysberg'in görünen yüzünden haberdarız.
Çok fazla gerilere gitmeyelim, kısa diyebileceğimiz bir süre önce Ortadoğu’daki bütün bu devletlerin sınırları nasıl kâğıt üzerinde akil! güçler ya da devletler tarafından çizildiyse, şimdi aynı güçler bazı devletleri yakın bir gelecekte daha küçük sınırlar ile yeniden oluşturmaya çalışacaktır.
Bütün bunların temelleri şu günlerde atılıyor. Sadece biz görmüyoruz ve bilmiyoruz.
Artık üçüncü dünya ülkelerine demokrasi, hukuk ve mutluluk! götürdüklerini iddia eden bu devletlerin bir tek derdi var. O da: Daha güçlü olabilmek için daha fazla (bedava) enerjiye sahip olmak.
Ve bunun için ne gerekiyorsa yapmak!
TEK KİŞİLİK DEMOKRASİ
KUMPAS !!!
Kırmızı-Siyah!!